GÜNDEM
Yayınlanma : 23 Haziran 2026 11:06
Düzenleme : 23 Haziran 2026 11:09

ERZURUM SAHİPLİ Mİ, SAHİPSİZ Mİ?

ERZURUM SAHİPLİ Mİ, SAHİPSİZ Mİ?
Bugünlerde Erzurum’da en çok konuşulan konulardan biri şu: “Bu şehrin sahibi var mı, yok mu?”

SAHİPLİ Mİ, SAHİPSİZ Mİ?
Bugünlerde Erzurum’da en çok konuşulan konulardan biri şu:
“Bu şehrin sahibi var mı, yok mu?”
Aslında bu soru yeni değil. Yıllardır soruluyor. Ancak son dönemde yaşanan gelişmeler, bu soruyu her zamankinden daha yüksek sesle sorduruyor.
Bir tarafta ulaşım krizi…
Bir tarafta yüksek uçak bilet fiyatları…
Bir tarafta yıllardır beklenen hızlı tren…
Diğer tarafta çözülemeyen stadyum sorunu…
Birer birer başka illere taşınan bölge müdürlükleri…
Artan işsizlik…
Durmayan göç…
Yükselen ev kiraları…
Vatandaşın sırtına yük olan doğalgaz faturaları…
Ve bütün bunların üzerine eklenen torpil ve akraba kayırmacılığı iddiaları…
Hal böyleyken insan ister istemez soruyor:
Erzurum gerçekten sahipli mi, sahipsiz mi?
Daha da önemlisi…
Her fırsatta Erzurum sevdalısı olduğunu söyleyenler nerede?
Erzurum için mücadele ettiklerini söyleyenler nerede?
İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de ve Türkiye’nin dört bir yanında Erzurum adına kurulmuş onlarca dernek, vakıf, federasyon ve konfederasyon var.
Sayıları oldukça fazla.
İsimleri büyük.
Tabelaları gösterişli.
Peki Erzurum’un yıllardır çözülemeyen sorunları karşısında bu yapıların ortaya koyduğu somut mücadele nerede?
Bir şehir ulaşımda mağdur olurken…
Bir şehir hızlı tren beklerken…
Bir şehir kurumlarını kaybederken…
Bir şehir göç verirken…
Bir şehir ekonomik olarak kan kaybederken…
Bu kuruluşlar ne yapıyor?
Ne yazık ki vatandaşın gördüğü tablo çok farklı.
Sosyal medya paylaşımları…
Karşılıklı teşekkür mesajları…
Plaket törenleri…
Birbirini ağırlayan yöneticiler…
Birbirine övgüler dizen açıklamalar…
Ve bol bol hatıra fotoğrafı…
Kimse kusura bakmasın.
Bir şehir sorunlar altında ezilirken yapılan plaket törenleri vatandaşın derdine çare olmuyor.
Sosyal medyada verilen pozlar Erzurum’a hızlı tren getirmiyor.
Karşılıklı teşekkür mesajları uçak biletlerini ucuzlatmıyor.
Protokol fotoğrafları işsiz gençlere iş kapısı açmıyor.
Eğer bir STK gerçekten memleket sevdası taşıyorsa, bunun ölçüsü düzenlediği yemekler ya da aldığı plaketler değil; şehrinin sorunlarına ne kadar sahip çıktığıdır.
Çünkü Erzurum’un bugün alkışa değil, güçlü bir lobiye ihtiyacı var.
Sessiz kalmayan bir sivil topluma ihtiyacı var.
Ankara’nın kapısını aşındıran temsilcilere ihtiyacı var.
Sorunları gündeme taşıyan yapılara ihtiyacı var.
Ulaşım meselesine gelelim…
Erzurum gibi bölgenin merkezi konumundaki bir şehirde uçak seferlerinin azaltılması kabul edilebilir bir durum değildir.
Üstelik bilet fiyatları vatandaşın bütçesini zorlayacak seviyelere ulaşmışken…
İnsanlar memleketlerine gitmek için adeta servet ödemek zorunda kalırken…
Bu tabloya güçlü bir itiraz yükseliyor mu?
Ne yazık ki yeterince yükselmiyor.
Hızlı tren konusu ise artık vaat olmaktan çıkıp adeta bir şehir efsanesine dönüştü.
Yıllardır anlatılıyor.
Yıllardır konuşuluyor.
Ama ortada somut bir ilerleme gören yok.
Türkiye’nin birçok noktasına ulaşan yatırımlar söz konusu olduğunda Erzurum neden sürekli beklemek zorunda kalıyor?
Stadyum meselesi de aynı şekilde…
Her dönem gündeme geliyor.
Her dönem konuşuluyor.
Ama sonuç değişmiyor.
Kurumlar gidiyor…
İstihdam azalıyor…
Gençler başka şehirlere göç ediyor…
Sonra da neden nüfus azalıyor diye şaşırıyoruz.
Şaşırılacak bir durum yok.
İş olmayan yerde genç durmaz.
Umut olmayan yerde gelecek kurulmaz.
Bir de liyakat tartışmaları var…
Özellikle bazı kurumlar ve belediyeler hakkında sık sık dile getirilen akraba kayırmacılığı ve torpil iddiaları…
Belki de en tehlikeli olanı bu.
Çünkü vatandaşın adalet duygusunu yaralayan her olay, şehre olan aidiyet duygusunu da zedeliyor.
Gençler artık şunu sormaya başlıyorsa büyük bir problem vardır:
“Çalışmak mı gerekiyor, tanıdık bulmak mı?”
İşte asıl tehlike budur.
Bugün Erzurum’un ihtiyacı olan şey hamasi nutuklar değildir.
Kimsenin Erzurum sevgisini cümlelerle ispatlamasına da gerek yoktur.
Çünkü sevgi sözle değil, mücadeleyle ölçülür.
Makamlarla değil, sonuçlarla ölçülür.
Fotoğraflarla değil, hizmetlerle ölçülür.
Bu yüzden artık herkesin aynaya bakması gerekiyor.
Siyasetçiler…
Bürokratlar…
STK yöneticileri…
Meslek odaları…
Federasyonlar…
Konfederasyonlar…
Herkes kendisine şu soruyu sormalı:
Erzurum’un gerçekten sahibi miyiz, yoksa sadece sahibiymiş gibi mi görünüyoruz?
Çünkü bugün vatandaşın aklındaki soru nettir:
Bunca sorun yıllardır çözülmüyorsa, Erzurum gerçekten sahipli mi, sahipsiz mi?