GÜNDEM
Yayınlanma : 13 Şubat 2026 12:33
Düzenleme : 13 Şubat 2026 12:41

GİDEN GİDENE KİMİN UMURUNDA!

GİDEN GİDENE KİMİN UMURUNDA!
Adı büyük olan Erzurum’un kendi neden küçülüyor?

CANIM ÇIKA ERZURUM!
Giden gitmiş…
Kimin umurunda?
Adı büyük, mazisi büyük, duruşu büyük bir şehirden söz ediyoruz. Dadaşlığın sadece bir unvan değil, bir karakter olduğu; bayrak için gözünü kırpmadan can veren yiğitlerin memleketi… Erzurum. Soğuğu sert ama insanının yüreği sıcak şehir.
Ama şimdi soruyorum:
Adı büyük olan Erzurum’un kendi neden küçülüyor?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) son verileri açıkladı. Rakamlar acımasızdır; süs kabul etmez, algı kaldırmaz. 2024’te 745 bin olan nüfus, 2025’te 736 binlere dayanmış. Yani Erzurum her yıl biraz daha eriyor. Göç artık bir olgu değil, bir kader haline gelmiş.
Gençler bavulunu alıyor.
Umutlarını başka şehirlere taşıyor.
Hayallerini tren garında, otobüs terminalinde bırakıp gidiyor.
Ve geriye ne kalıyor?
Poz veren belediye başkanları.
20 ilçenin büyük bölümünde kan kaybı var. Palandöken, Aziziye, Uzundere gibi birkaç istisna dışında tablo karanlık. Narman “çatlıyormuş”, kalkınıyormuş… Rakamlar ise çatlamıyor, düşüyor. Tortum 14 binlerden 12 binlere gerilemiş. Köprüköy neredeyse hayalet ilçe. Ama algıya bakarsanız sanki Miami, sanki Hawaii!
Bir kar küreme aracının önünde verilen poz…
Bir rutin hizmetin manşete taşınışı…
Bir sosyal medya paylaşımıyla oluşturulan sahte bir bahar havası…
Oysa çatılarda kar yükü var.
Kaldırımlarda buz var.
Orta refüjlerde aylarca temizlenmeyen kar yığınları var.
Ve en önemlisi; gençlerin kalbinde “burada gelecek yok” duygusu var.
Vali Mustafa Çiftçi’nin İçişleri Bakanlığı’na atanmasının ardından sosyal medya kutlama mesajlarıyla doldu taştı. Kim fotoğraf çektirmişse paylaştı. Kim yan yana gelmişse hatıra tazeledi. O sırada Erzurum’un gençleri başka şehirlerin yollarına düştü.
Biz neyin peşindeyiz?

Fotoğraf mı?
Algı mı?
Günü kurtaran siyasetin sıcaklığı mı?
Erzurum artık “adı büyük şehir” olmanın konforuna sığınamaz. Tarihle övünmekle gelecek kurulmaz. Dadaşlık destanları anlatmak, bugünün ekonomik gerçeklerini değiştirmez. Nüfus düşüyorsa alarm çalıyor demektir. İlçeler boşalıyorsa bir şeyler yanlış gidiyor demektir.
Sorun şu:
Bu şehir gerçekten kalkınıyor mu, yoksa biz sadece kalkınıyormuş gibi mi yapıyoruz?
Her şey güllük gülistanlık değil.
Her şey yolundaymış gibi davranmak da çözüm değil.
Erzurum ya gerçeğiyle yüzleşecek ya da her yıl biraz daha küçülmeye alışacak.
Ve bir gün dönüp baktığımızda, “Nerede o kalabalık mahalleler, nerede o genç cıvıltısı?” diye sormak için bile kimseyi bulamayacağız.
Ben Erzurum’u seviyorum.
Ama sevgi, susmak değildir.
Sevgi, alkışlamak değildir.
Sevgi, yanlış gidişe “dur” diyebilmektir.
Canım çıka Erzurum…
Adın büyük kalmasın sadece, kendin de büyük kal.